Hayatımızın her yanında onlar var.. Her yerde.. Kimi bir öğrencinin çantasında, kimi bir çalışma masasının üstünde.. Tek dertleri ufkumuzu açmak, iki satır bilgi aktarmak. Ne bilgisayar gibi bozulurlar ikide bir, ne televizyon gibi prize bağlı hayatları. Onlarca yıl yüzüne bakmasak yine darılmazlar, yine beklerler sabırla..
Küçükken tanıştık onlarla. Uyumadan önce annemiz, satırlarını okudu bizlere. Babaannesine yiyecek götürürken kötü kalpli kurda yakalanan küçük bir kızdan bahsediyordu o satırlar. Uykumuz ağırlaştı, ertesi gün öğrendik küçük kızın akıbetini. Biraz büyüyünce aldık onları kendi elimize. Bizim yaşlarımızda bir çocuk tatile, okula gidiyordu bu sefer kitaplarda. Adı da Ali’ydi. Yıllar geçti, karakterler değişti. Kiminin adı Robinson oldu, kimininki Kaptan Nemo. Kimi bir simgebilimciydi, iz peşinde koştu; kimi bir matematik dehasıydı, geleceği gördü. Çok sevdik hepsini, o maceraları bizle beraber yaşıyorlarmış gibi hissettik. Sayfalar bitmesin istedik, bitmesin okuduklarımız. Minnet duyduk o satırları yazana. Bize bu duyguları yaşatan hep onlardı. Kitaplar.. Sayfalarca düşünceden, hayalden oluşan değerli “kağıt parçaları”.
İşte “bookcrossing” bu değerli eserleri değiş-tokuş etmeye dayalı bir sistem. ODTÜ kampusündeki herhangi bir yerde, “ODTÜ bookcrossing” etiketli bir kitap bulursanız şaşırmayın. Alın o kitabı çekinmeden. Sizden tek istediğimiz, kitabı okuduktan sonra kampuste istediğiniz bir yere bırakmanız. Böylece diğer insanlar da bu sistemden faydalanmış olacaklar.
Uzun lafın kısası, “haydi ODTÜ kitap okumaya!”..
Caner Yener














